onların gönlünü hoş etmek lazım ama bazen insanın önündeki en büyük engel onlar oluyorlar. onun için belli bir yaştan sonra hayatına ailenin fazla karışmasına müsade etmeyeceksin.
Hiçbir annenin evladına haksızlık yapacağına inanmak istemem ,hakkımı helal etmem kısmı ise
Bizim toplumumuzda, bir aidiyet kurumu olarak ailenin; üyelerine verdiği sevgi, sağladığı destek, ne yazık ki karşılıksız değildir. Çocuklar, bu geri ödemeyi, içine sinmeyen iş,hayat ve eş seçimleriyle öder çoğu zaman. .Anne-babalar hayatın en önemli seçimlerinde ;
-Sütümü helal etmem.
-Hakkımızı helal etmeyiz. deyip çocukların karşısına ÇİN SEDDİ gibi dikilirler:Evet, işte benim memleketimde durum bu Çünkü, anne-babalar, kendilerini kutsal bir kulede görüyorlar.. Kendilerini dokunulmaz kabul ediyorlar. Hakkımı haram ederim, sütümü helal etmem dedi mi, akan sular duruyor.Böylelikle kendilerini kutsuyorlar. Ana-babaya hürmeti, kendi çıkarlarına, kendi duygularına göre kullanıyorlar. Çoğu zaman bu hürmet, Anne-baba tarafından çocukların geleceğini tehdit eden bir silah olarak kullanılıyor.Örneğin;
Çocuğun ne zaman evleneceğine,
Kiminle evleneceğine,
Hangi şartlarda evleneceğine,
Nasıl evleneceğine,
Tamamen kendilerine göre karar veriyorlar.
Böylelikle; tecrübeden, ilimden, akıl ve mantıktan yoksun, temelsiz ve tutarsız tercihler; aidiyet duygusu gereği, hürmet gereği, çocuklara zorla dayatılıyor. Yanlış eş seçimleri, yanlış meslek seçimleri, çocukların geleceğini karartıyor. Çocuklar içinde olmadığı bir tercihin sonuçlarına, bir ömür boyu katlanmak zorunda kalıyor.
Anne-babaların en büyük görevi, çocuklarını sorumluluklarını taşıyabilecek şekilde donatmak ve onları yaşayacakları çağa hazırlamaktır.
Annelik ve babalık bir meslektir. Bu mesleğin, incelikleri vardır. Bu mesleği, inceliklerine vakıf olmadan icra etmek, imkansızdır. Annelik-babalık mesleği, çocukların geleceklerine ipotek koymak için varedilmiş bir kurum değildir. Yanlışlara, ihmallere, söndürülen hayatlara, meşruiyet kazandıracak bir müessese, hiç değildir. Anne-baba, çocukların hayatlarını geliştirmek için vardır. Mutlu seçimler yapmalarında yardımcı olmak için vardır. Yoksa, onların hayatlarını karartmak ve geleceklerini çalmak için değildir .Çocuklarda bunları göz önüne alıp hakkını savunmalı ,yolunu çizmelidir.
Benim bu ifadelerimden toptancı ve önyargıcı bir anlayışla; anne-babalara isyan ve saygısızlık anlamını çıkartanlar, hak ve hakikate karşı, büyük saygısızlık etmiş olur. Ayrıca, anne-babalar derken cümlenin gelişi olarak ifade ediyorum. Yoksa genelleme yapmak mümkün değildir. İfadelerimden böyle bir şeyi kastetmediğimi, akıl ve insaf ehlinin dikkatine sunarım.
Annelerin bazen zorbalıkla birşeyler yaptırmaya çalıştığını kabul etmek gerekirse de,biraz durup düşünmeye fırsat olsa,aslında bunu tamamen içgüdüsel olarak, yavrusunu korumak amacıyla yapıyor olduğunu hepimiz biliriz.Ve dürüstçe şunu da itiraf etmeli ki çoğu zaman da söyledikleri doğru çıkar! Ne yapmalı,bunu herkes en iyi kendisi bilir ama, ben bir evlat ve bir anne olarak derim ki,asla anne kalbini kırmamalı,yapacağı şeyden vazgeçmese de,onu bir şekilde ikna edip yapacağını öyle yapmalı.
Hiçbir annenin evladına haksızlık yapacağına inanmak istemem ,hakkımı helal etmem kısmı ise
Bizim toplumumuzda, bir aidiyet kurumu olarak ailenin; üyelerine verdiği sevgi, sağladığı destek, ne yazık ki karşılıksız değildir. Çocuklar, bu geri ödemeyi, içine sinmeyen iş,hayat ve eş seçimleriyle öder çoğu zaman. .Anne-babalar hayatın en önemli seçimlerinde ;
-Sütümü helal etmem.
-Hakkımızı helal etmeyiz. deyip çocukların karşısına ÇİN SEDDİ gibi dikilirler:Evet, işte benim memleketimde durum bu Çünkü, anne-babalar, kendilerini kutsal bir kulede görüyorlar.. Kendilerini dokunulmaz kabul ediyorlar. Hakkımı haram ederim, sütümü helal etmem dedi mi, akan sular duruyor.Böylelikle kendilerini kutsuyorlar. Ana-babaya hürmeti, kendi çıkarlarına, kendi duygularına göre kullanıyorlar. Çoğu zaman bu hürmet, Anne-baba tarafından çocukların geleceğini tehdit eden bir silah olarak kullanılıyor.Örneğin;
Çocuğun ne zaman evleneceğine,
Kiminle evleneceğine,
Hangi şartlarda evleneceğine,
Nasıl evleneceğine,
Tamamen kendilerine göre karar veriyorlar.
Böylelikle; tecrübeden, ilimden, akıl ve mantıktan yoksun, temelsiz ve tutarsız tercihler; aidiyet duygusu gereği, hürmet gereği, çocuklara zorla dayatılıyor. Yanlış eş seçimleri, yanlış meslek seçimleri, çocukların geleceğini karartıyor. Çocuklar içinde olmadığı bir tercihin sonuçlarına, bir ömür boyu katlanmak zorunda kalıyor.
Anne-babaların en büyük görevi, çocuklarını sorumluluklarını taşıyabilecek şekilde donatmak ve onları yaşayacakları çağa hazırlamaktır.
Annelik ve babalık bir meslektir. Bu mesleğin, incelikleri vardır. Bu mesleği, inceliklerine vakıf olmadan icra etmek, imkansızdır. Annelik-babalık mesleği, çocukların geleceklerine ipotek koymak için varedilmiş bir kurum değildir. Yanlışlara, ihmallere, söndürülen hayatlara, meşruiyet kazandıracak bir müessese, hiç değildir. Anne-baba, çocukların hayatlarını geliştirmek için vardır. Mutlu seçimler yapmalarında yardımcı olmak için vardır. Yoksa, onların hayatlarını karartmak ve geleceklerini çalmak için değildir .Çocuklarda bunları göz önüne alıp hakkını savunmalı ,yolunu çizmelidir.
Benim bu ifadelerimden toptancı ve önyargıcı bir anlayışla; anne-babalara isyan ve saygısızlık anlamını çıkartanlar, hak ve hakikate karşı, büyük saygısızlık etmiş olur. Ayrıca, anne-babalar derken cümlenin gelişi olarak ifade ediyorum. Yoksa genelleme yapmak mümkün değildir. İfadelerimden böyle bir şeyi kastetmediğimi, akıl ve insaf ehlinin dikkatine sunarım.
yapılan haksızlık ; allahın hakları ile ilgili olmadıkça ,itaati devam ettirmeli...ama eğer allahın sınırları zorlanıyor ve anne baba evladını asi olmaya ,inanca muhalif davranmaya ve bataklığa ( puta tapma,hırsızlık,adam öldürme...) sürüklüyorsa, evlat; çizdiği doğru yoldan ödün vermez ve aileye itaat etmez, sadece bu hususta... ama yine de evlat olarak ,üzerine düşenleri en iyi şekilde yapmaya çalışır, sevgi -saygı dairesinde... ayette ise şöyle geçmektedir... lokman suresi15. ayet...[Allah diyor ki:] [Anne babana saygılı ol;] ama eğer senin aklının [ilahlık] yakıştıramayacağı (16) bir şeye Benimle birlikte ilahlık yakıştırman için zorlarlarsa onlara uyma; [o durumda bile] onlara bu dünyada iyilikle davran ve Bana yönelenlerin yolundan git. Sonunda hepiniz Bana döneceksiniz; ve o zaman [hayatta iken] yapmış olduğunuz her şeyi [gerçek şekliyle] size göstereceğim'".
16 - Lafzen, "hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi", yani "ilahî sıfatların yalnız Allah'a mahsus olduğu şeklindeki bilgine aykırı olan bir şeyi" (karş. 29:8). muhammed esed
annelerimiz bizi tamamen çıkarsız sevmiş ve zarar görmeden yaşamamız için önümüz de set olmuştur. yaptıkları iyliği içten ve karşılıksız yapmalarına rağmen büyüdüğümüz de onun istediği bir hayatı seçmemizi ister. çünkü bize seçtiği yaşam onun gözünde mutluluk vericidir.
hakkımı helal etmem diyen anneye yapılacak işlemler; sıkıca sarılın, öpücüğe boğun, paspasın olurum anaaam deyin, hakkını helal etmezsen ben nasıl yaşarım deyin ve gıdıklayın. ben böyle yapıyorum sonra bana hükmetmekten vazgeçiyor : ) bizim için onca fedakarlık yapan annelerimizi başımıza taç etmemiz gerekir. kırmadan yüreğini ağlatmadan, isteklerimize saygı göstermesini bize bir şans vermesini sağlamak gerekir. annelerimiz düşmanımız değildir ki, hükmetmek hoşuna gidiyorsa bırakalım böyle düşünsün. önemli olan onu kırmadan seçimlerimize saygı duymasını sağlamak
Anneler her zaman bilir. Evet ne yazık ki annem neyi yapma dediyse ve ben neyi dinlemeyip yaptıysam illa başıma bir şey gelmiştir ki onun yap dediklerini yapmadığım zamanda bir şey kaybetmedim ki yap dediklerini yapıp bir şey kazandığımı da hatırlamam. Oha bir şeyler olmuş.
Anneler zorda kalınca der. Evlat içimde kalmasın diye yapar, bir süre sonra unutulur olaylar.